HABERLER
Baciyan-ı Rum Belgeseli'nin çekimleri tamamlandı Yazdır E-posta

Metin yazarlığını ve senaristliğini Süheyla Taşcıer’in yaptığı Baciyan-ı Rum adlı belgeselin Kırşehir, Kayseri, Konya, Ürgüp, Tatvan ve Kars’ta gerçekleştirilen çekimleri tamamlandı. Güpgüpoğlu Konağı gibi tarihi mekanlarda gerçekleştirilen çekimlerde 100 kişilik ekip görev aldı.

Yapımcılığını Nuh Mete Deniz'in yaptığı belgeselin yönetmenliğini ise Hüdaverdi Yavuz yapıyor. Selçuklu döneminde Ahilik teşkilatının bir alt kolu olarak kurulmuş kadın örgütü olan "Baciyan-ı Rum"un kuruluşu ve Moğol istilası sonucu yıkılışına kadar olan dönemi ele alan belgeselde Erciyes etekleri, Karpuzseki bölgesinde de çekimler yapıldı.

Devamını oku...
 
Ahi Yâran Meclisinde Bir Gece Yazdır E-posta


Osman ÇEVİKSOY 

Nasip kısmet…

Çankırı Ahi Yâran MeclisiBir yıl önce, Mehmet Akif Erbaş’ın yâran meclislerini konu alan ödüllü belgeselini izlerken bu geleneğin Çankırı’da bozulmadan devam ettiğini öğrenmiştim. Ahiliğin temel prensipleriyle toplumun her kademesinde görev alacak üstün karakterli insanlar yetiştirmeyi hedefleyen “yâran” ocağının yakılıyor ve yaşatılıyor olması gerçekten heyecan vericiydi. Yâran meclislerinin belgeseldeki canlılığıyla yaşadığına tam olarak inanmak istiyordum. Bunun en kestirme yolu da bir yâran meclisinde bulunmaktı. Avrasya Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu olarak Çankırı Ahi Yâran Meclisi’nden davet alınca sanırım en çok heyecan duyan ben oldum.

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Deliömeroğlu, Başkan Yardımcısı Ali Akbaş, yönetimden Osman Çeviksoy (ben), İran Türkmensahra’dan sanat tarihçisi Abdurrahman Deveci olmak üzere dört kişi 30 Ocak 2010 Cumartesi günü 15.15 otobüsüyle yola koyulduk.
Sis ve yağmur dışında hava muhalefetiyle karşılaşmadık.
Yolculuğumuz güzel geçti.

Sıcak karşılama…

Otobüs terminalinde bizi, Türk Ocakları Çankırı Şubesi Başkanı Ali Harmancı, yönetimden Çankırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği Başkanı Ahmet Kurt, Nuri Erkenci karşıladı. Dostça, içten bir karşılamaydı bu. İnceden inceye çiselemekte olan yağmur bizi ıslatmasın diye Nuri Bey minibüsü neredeyse otobüsün kapısına dayamıştı. Terminalden doğruca Türk Büro Sen Çankırı Şubesi Başkanlığına götürüldük. Orada bizi bekleyen Başkan Metin Memiş, Emekli Edebiyat öğretmeni, aynı zamanda Çankırı Aksakallarından Fikri Demirok ve Nüfus Müdürü İlyas Haliloğlu’yla tanıştık. Fikri Bey’in eski halini bilenler sakalın ona yakıştığını söylediler. İlyas Bey, on gün önce dede olmuştu, ihtiyarlık imasında bulunmak suretiyle ona takılarak sevincini paylaştılar…

Yâran meclisinde yemeği ancak gece yarısına doğru yiyebileceğimiz için arkadaşlar hazırlık yapmışlardı. Tıka basa olmamak kaydıyla karınlarımızı doyurduk. Mecliste yemek yemezsek, gevşek davranırsak cezası vardı. Bu bilginin ne kadar gerçek olduğunu meclis yemeğinde anlayacaktık.

Takdim ve tanışmadan hemen sonra başlayan yemek ve çay faslında devam eden sohbet ne kadar tatlıysa saatin hangi ara 19.30 olduğunu anlayamadık. 20.00’de Yâran Meclisi’ne kabul edilecektik. Gecikmek olmazdı. Yıllarca yâranlık yapmış Fikri Bey bizleri kısaca bilgilendirdi. Meclise kabul vaktimiz yaklaştıkça heyecanımız ve merakımız artıyordu. Yakup Bey yâran meclislerinin yabancısı olmadığından rahattı.

Hükümdar huzuruna çıkar gibi…

Çankırı Ahi Yâran Meclisi

Bir önceki belediye başkanı tarafından Ahi Yâran Meclisi Gençlik Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği’ne tahsis edilen Yâran Evi’ne gittik. Meclisten önce misafir evine (odasına) alındık. Orada, içeriye nasıl gireceğimiz, nasıl selam vereceğimiz, sonra ne yapacağımız bir kere daha hatırlatıldı.

Hükümdar huzuruna alınacakmışız gibi bir duyguya kapıldım. Derken elinde turasıyla Çavuş geldi.
“Buyurun misafir ağalar!” dedi.
Çavuş önde, biz arkada yâran evine girdik.
Ev geniş, yüksek ve ahşap tavanlıydı. Duvarlar, iki boy işlemeli siyah kare kumaşlarla simetri gözetilerek süslenmişti. Karşı duvarın tam ortasında ocak vardı. Süslü ocağın iki yanında ve bitişik duvarlar boyunca minderli, yastıklı sedirler uzanıyordu. Minderlerin üstü, yastıklar halı kaplıydı. En görkemli iki köşe, ocağın sağ yanındaki Büyük Başağa’nın, ocağın sol yanındaki Küçük Başağa’nın köşeleriydi. Üzerleri kapalı, yanları tüllü, minderleri yüksek, işlemeli, büyük, beyaz yastıklarla desteklenmişti. Taban tamamen halılarla kaplıydı. Ortasında ocak yanan duvarın Küçük Başağa tarafında “Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi!” Büyük Başağa tarafında “Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi!” yazılıydı.

Devamını oku...
 
Günümüzde Ahilik Nasıl Olmalı? Yazdır E-posta

 

Kuru Kuruya Ahilik

GEÇMİŞTEKİ her güzel hasletimizi hatırlamak gibi, Ahilik teşkilatını da senede bir hatırlamak güzel ve insana “bak biz eskiden neymişiz” duygusunu tattırıyor.

Tıpkı atalarımızın dünyaya hâkim olduğu yılları düşündüğümüzde, aidiyet duygusuyla beraber gururlandığımız gibi.

Ne var ki birçoğumuz, geçmişteki güzel özelliklerimizin olmasının; bizim bugünümüze bir ateşleyici özellik veya tecrübe anlamında bir getirisinin olması gerektiği düşüncesinde olsa da, atalarımızın özellikleri pratikte pek işimize yaramıyor.

Konumuz Ahilik.

Ahilik haftasında, resmi mesajlar maşallah sağanak halinde geliyor.

İyi de oluyor.

Bir esnaf teşkilatı olan Ahilik teşkilatının amacının, sosyal bir organizasyon olmasının yanında asıl adam gibi adam yetiştirmek olduğunu, az çok hepimiz biliyoruz.

Ahilik; mensuplarının manevi eğitimine önem veren, hatta birinci derecede amacının ahlaki özelliklerle mücehhez / donanımlı esnaflar yetiştirmek olduğunu bildiğimiz bir teşkilattır.

Bunları biliyoruz.

Ama asıl yapılması gerekeni yapmıyoruz.

Şudur asıl yapılması gereken:

Madem ki Ahilik ilkeleri, bizim ulaşılmasını arzu ettiğimiz ahlaki donanımlar içermektedir, o halde bugün, içinde bulunduğumuz zamanda bu ilkelerin neresindeyiz ve o ilkeleri hayata geçirmek için esnaf teşkilatı (DESOB) ve yerel yönetimler olarak neler yapabiliriz, buraya çoktan geçmiş olmamız gerekir.

İşe şuradan başlanabilir:

1- Ahilik ilkelerini içinde bulunduğumuz zamana güncellemek.

2- Ahilik ilkelerinin günümüzde nasıl uygulanabileceğini tartışmak.

3- Genel politikalarla, Esnaf odalarının ve yerel yönetimlerin konu bağlamında sorumluluklarını belirlemek.

Aklıma ilk gelen bunlar.

Hatta belki, belki değil mutlaka, Ahilik şartnamesindeki maddelerin bazılarının hiçbir ilave düzenleme gerektirmeden uygulanabilirliği vardır da haberimiz yoktur.

Mesela pazaryeri esnafından bazılarının alışkanlık haline getirdiği sağ gösterip sol vurma (birinci sınıf malı gösterip üçüncü sınıfını çakma) meselesinin üstesinden nasıl gelineceği konusunda kafa yorulabilir.

Veya ne bileyim, vitrinine yüzde seksen indirim yazısı yazan esnafın kazancının sorgulanabilirliği konularına kafa yorulabilir.

Bu ve benzeri hiçbir üretkenlik göstermeden her yıl kutlanan Ahilik Haftası, kusura bakmayın ama dostlar, bana biraz yasak savma gibi geliyor.

Eğer bu bir “emir komuta” meselesiyse, bunu en başta “Ahilik Haftası kutlanacak, kutla!” emrini verenler sorgulamalıdır.

http://www.duzcepostasi.com/makaledevam.asp?id=1925

 
Uluslararası İş Forumu (IBF) Sonuç Bildirisi Açıklandı Yazdır E-posta


Genel Başkan Ömer Cihad Vardan 13. IBF'in Sonuç Bildirisi'ni Açıkladı

Türkiye'den 350, İKT'ye üye ülkelerden 1850'yi aşkın işadamının katılımıyla Mısır'ın başkenti Kahire'de gerçekleşen 13.Uluslararası İş Forumu (IBF), Genel Başkan Ömer Cihad Vardan tarafından sonuç bildirisinin açıklanmasıyla son buldu. Kongrenin sonuç bildirgesinde, müslüman ülkeler arasında 'iktisadi bütünleşme' vurgusu yapıldı.  



Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından 12-15 Ekim tarihleri arasında Mısır'ın başkenti Kahire'de düzenlenen 13. Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresi sona erdi. Kongreye 250'si Türkiye'den, toplam 33 ülkeden 1850 işadamı katıldı.

Sonuç bildirgesinden önce MÜSİAD Başkanı Vardan ve IBF Başkanı Ömer Yarar, basın mensuplarına kongreyi değerlendirdi ve soruları yanıtladı.

MÜSİAD Başkanı Vardan, soru üzerine, kongrede ikili görüşmeler için 230 masa kurulduğunu belirterek, genel havanın olumlu geçtiğini söyledi. IBF Başkanı Yarar da Ticaret Odasının kongrede gerçekleştirdiği anket verilerine göre 80 firmanın somut iş bağlantısı yaptığını, 80 firmanın da altyapı oluşturduğunu söyledi. Yarar, Mısır'ın büyük bir ekonomik potansiyeli bulunduğunu, 350 milyonluk Arap dünyasının ''kilit ülkesi'' konumunda olduğunu kaydederek, google firmasının Mısır'ı ''potansiyel müşteri'' olarak hedef belirlediğine dikkati çekti.

-ÖNE ÇIKAN SEKTÖRLER-

Vardan Mısır'da öne çıkan sektörlerle ilgili soru üzerine, Türkiye'nin Mısır'a ihracatı 2009'un ilk 7 ayında yüzde 140 arttığına işaret ederek, geniş bir sektör grubuyla Mısır'a geldiklerini kaydetti. Vardan, aşağı yukarı tüm sektörlerde bir şekilde çalışma yapıldığını ancak özellikle gıda ve dolum makineleri gibi gıdayla ilgili makineler alanında çalışanların somut iş bağlantıları yaptığını belirtti.

Vardan, genel anlamda makine sektörüne de talep olduğunu, tekstil sektöründe süregelen hareketliliğin devam ettiğini söyledi. Vardan, inşaat sektöründe de önemli yatırımların söz konusu olduğunu, inşaat alanında ihtiyaç duyulan demir çelik ürünlerinin de talep edildiğini anlattı.
Erol Yarar da Mısır hükümetinin tarım konusunda bir yeniden yapılanma sürecinde olduğunu belirterek, kullanılan fazla miktarda su nedeniyle pamuk ve pirinç üretimini azalttığını, limon, portakal gibi alternatif ürünlere yöneldiğini kaydetti. Yarar, 5 yıl içinde Mısır'ın ihracatını 90 milyon dolardan 2,5 milyar dolara çıkardığını ifade ederek, gıda sanayinde Türkiye ve Mısır arasında işbirliğini çok önemsediklerini vurguladı. Yarar, ''Mısır ile türkiye arasında iktisadi gelişmenin potansiyeli, 7-8 milyar dolardan aşağı değil ve bu, çok kısa zamanda sağlanabilecek bir rakam'' dedi.

MÜSİAD yöneticisi Hasan Büyükdede de söz alarak, 15 yıldır Mısır ile iş yaptığını ifade etti ve ülkede büyük bir değişimin yaşandığını, otomotiv endüstrisinde de Türkiye ile iyi bir partner olabileceğini anlattı.

-İSLAMİ BONO-

MÜSİAD Başkanı Vardan, bir soruyu yanıtlarken, islami bono, faizsiz tahvil olarak değerlendirilen Fransa'daki ''sukuk'' uygulamasına değindi. Vardan, ''Fransa'nın sukuk ile igili nerelere gittiğini gördük, İngiltere'de almış başını gidiyor. Biz hala Türkiye'de sukuk çıksın mı çıkmasın mı, olsun mu olmasın mı diye tartışıyoruz'' şeklinde konuştu.

Uluslararası İş Forumu Kongrelerinde daha önce de dile getirilen İslam Konferansı Teşkilatı üye ülkeleri arasında IMF benzeri bir yapılanma önerisinde gelinen noktayla ilgili soruya karşılık IBF Başkanı Yarar, yıllardır dile getirdikleri bu fikrin kabul görmeye başladığını, olumlu bir seyrin bulunduğunu belirtti. Amacın bir sandık mantığıyla ''zor duruma düşen ülkeye belli bir süre için faiz almadan borç vermek'' olduğunu kaydeden Yarar, ''IMF ile anlaşmalarda Türkiye'nin faiz yükünü hesap etsek, Türkiye 2-3 katı yerde olurdu'' dedi.

Yarar, bir soruya karşılık da Ermenistan açılımına destek verdi. Bu açılımın yapılması gerektiğine inandığını belirten Yarar, komşu ülkelerle sağlıklı ilişkilerin ticaret hacmindeki artışta kendini gösterdiğini ifade etti ve Türkiye ekonomisinin önümüzdeki yıllarda ''beklentilerin üzerinde bir noktaya geleceğine'' inandıklarını söyledi.

-SONUÇ BİLDİRGESİ -

Daha sonra Kahire Ticaret Odası Başkanı Ali Musa'nın da katılımıyla sonuç bildirgesi açıklandı.
Makendonya Devlet Bakanı Hadi Nezir'in de bulunduğu toplantıda, bildirgeyi MÜSİAD Başkanı Ömer Vardan okudu.

Bildirgede şu görüşlere yer aldı:

Tüm IBF üyeleri KTO ve MUSIAD’a 13. IBF Kongresinin başarılı organizasyonu, ev sahipliği ve gösterdikleri konukseverlikten dolayı en samimi duygularla teşekkürlerini ifade etmek ister.

Böylesi bir organizasyonu gerçekleştiren Mısır Arap Cumhuriyeti’nin Sanayi ve  Ticaret Bakanı Sayın Rachid Mohamed Rachid, Ekonomi ve Kalkınma Sayın Dr. Osman Mohamed Osman, Ulaştırma Bakanı Sayın Dr. Tarek KAMEL’e, katkıları ve aydınlatıcı beyanlarından dolayı şükranlarımızı sunarız.

Aynı zamanda bu büyük organizasyona verdiği destekten dolayı Türkiye’nin Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Sayın Zafer Çağlayan’a ve diğer ülkelerden gelen Makedonya Devlet Bakanı Sayın Hadi Neziri, Cezayir Eski Devlet Bakanı Abujerrah Sultani, Bosna Hersek Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Sayın Mladen Zirojevic’e teşekkürü bir borç biliriz.

İslam Konferansı Teşkilatı, İslam Kalkınma Bankası, Kahire Ticaret Odası, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye  İhracatçılar Meclisi, Mısır Yatırım Ajansı ve Türk Hava Yolları’na engin katkılardan dolayı ayrıca teşekkür ederiz.

13. IBF Kongresi “Küresel Kriz Sırası ve Sonrasında Ticaret ve Sanayinin Gelişimi” teması etrafında İslam Konferansı Teşkilatı, İslam Kalkınma Bankası, Cezayir, Mısır, Makedonya, Bosna Hersek ve Türkiye’den gelen hükümet temsilcileri ve delegelerin katkılarıyla daha da derinleşmiştir.

13. IBF Kongresi dünyanın dört bir yanından gelen katılımcı işadamları ve işkadınlarına bireysel ticaret ve yatırım ilgileri noktasında eşsiz imkânlar sundu. IBF toplantıları katılımcı iş adamları arasındaki etkileşimi artırmak amacıyla sanayi ve finans yatırımları konulu oturumlardan oluşan kongre, uluslararası fuar, ülke sunumları ve sektörel iş görüşmelerinden oluşan faaliyetleri organize etmiştir.

1995 yılında Pakistan’ın Lahor kentinde kurulan ve o günden bugüne Türkiye’de MÜSİAD tarafından ev sahipliği yapılan; biri Türkiye’de diğeri üye bir ülkede olacak şekilde organize edilen IBF, Müslüman Milletler arasındaki ticaret ve işbirliği bağlarının kuvvetlendirilmesi konusundaki hedeflerine ulaşmada ciddi ilerleme kaydetmiştir. Bununla aynı zamanda üye ülkelerin iktisadi ve sosyal kalkınmalarında da katkıda bulunmuşlardır.

Gelişmiş ülkelerin öncülüğündeki küreselleşme ve çok taraflı yeni mekanizmalarının ortaya çıkışından kaynaklan tehdit ve fırsatları gözönünde bulundurarak IBF, ilgili İKT üyesi ülkeleri birçok katmandaki insanlar arasında daha iyi anlayış ve işbirliği ile sağlamayı gerçekleştirecek olan daha fazla ekonomik entegrasyonu hedef almaya davet eder.


IBF’in bu toplantısı, dünya sisteminin iktisadi, siyasi, insani ve çevresel bazda derin bir krizden geçtiği zaman dilimine denk gelmiştir.

Bu şartlar göz önüne alınarak, 13. IBF Kongresi aşağıdaki sonuçlara varmıştır;

1. İslam ülkeleri, artık dünyanın hammadde deposu ve lüks malların nihai tüketim merkezi olmaktan çıkartılarak, yatırım ve üretim odaklı çağdaş ekonomiler haline gelmelidir.

2. İslam ülkeleri arasında üretim, ticaret ve finans alanında bir iktisadi bütünleşme için derhal harekete geçilmelidir.

3. Bu idealin gerçekleşmesi için gerek üretimde gerekse ticarette, motive olmuş ve disipline edilmiş bir iş ve istihdam ortamı, gelişmiş organizasyon kapasitesine sahip işletmecilik anlayışı ve kalite bilinci oluşturulmalıdır.

4. Aşağıdaki hususlar üzerinde konsensuse varılması zaruret arz etmektedir: 
a. İslam ülkeleri arasındaki gümrük tarifeleri acilen kaldırılmalı ve ticaret serbestleşmelidir.
b. İslam ülkeleri işadamlarina vize muafiyeti uygulamalıdır.
c. İslam ülkeleri arasında çifte vergilemeyi önleyici anlaşmalar bir an once hayata geçirilmelidir.
d. Kredi taahhüt mekanizmalarındaki aksaklıklar derhal elimine edilmelidir.

5. İKT ve İKB gibi çatı kuruluşlar bu sorunların çözümünde öncü olmalıdır,
 
6. İslam ülkelerinin vatandaşlarına mülk edinme ve para transferi kolaylığı sağlanmalıdır,

7. İKT bünyesinde emtia ve hisse senedi borsaları kurulmalıdır,

8. Stratejik araştırma merkezleri, eğitim harcamaları, insan kaynaklarının  geliştirilmesi gibi stratejiler vasıtasıyla entellektüel birikime yatırım yapılmalıdır,

9. Son olarak, İslam ülkeleri, karşılaştığı bölgesel ve küresel sorunlara çözümü, öncelikle kendi içinde aramalı ve ortak bir bakış açısı geliştirebilmelidir.

-KONGRE, GELECEK YIL İSTANBUL'DA YAPILACAK-

-Stratejik araştırma merkezleri, eğitim harcamaları, insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi stratejiler vasıtasıyla entellektüel birikime yatırım yapılmalı,

-İslam ülkeleri, karşılaştığı bölgesel ve küresel sorunlara çözümü, öncelikle kendi içinde aramalı ve ortak bir bakış açısı geliştirebilmeli

Bildirgede, 14. IBF Kongresinin 6-10 Ekim 2010 tarihinde İstanbul'da yapılacağı belirtildi.

16 Ekim 2009 Cuma

 


Habitat Siteler Ağına Dahildir
School Joomla Templates and Joomla Tutorials